Babamın Sesi

Zeynel'in Elbistan'da yaşayan annesi Base, Zeynel çalışmaya başladığından beri kış aylarını onun evinde geçirir. Babası Mustafa ise, yıllar önce, Maraş olaylarından sonra iş bulmakta zorlanınca Arabistan'a vinç operatörü olarak çalışmaya gitmiştir. O dönemde köyde okuma-yazma bilen az olduğu için, ailesine mektup yerine "ses kasetleri" göndermiştir. Ailesi de aynı biçimde, ses kasetleri doldurarak ona cevap yollamıştır. Ayrı geçen yıllar boyunca aradaki en güçlü bağ bu seslerdir.

Babasını sadece sesinden tanıyan ve onunla bu sayede ilişki kurmuş olan Zeynel, yıllar sonra annesinden zar zor bu kasetlerden birini almıştır. Sık sık bu sesleri dinler. Base, kaybolacağı ya da bozulacağı endişesiyle, diğer kasetleri Zeynel'le paylaşmak istememiştir. Elinde başka kaset olmadığını söylese de Zeynel o kasetlerin peşine düşer. Base için, yalnız geçen ömrü boyunca kocasını yanındaymış gibi hissettiren o seslerdir.

İki Dil Bir Bavul

Türk öğretmenin, uzak bir Kürt köyündeki bir yılı. Öğretmen Kürtçe bilmez, çocuklar Türkçe. Öğretmen ilk kez gördüğü bu coğrafyada, bir yılını çocuklara Türkçe öğretmekle geçirir. 1 yılın sonunda çocuklar Türkçe öğrenebilecekler mi?

İki Dil Bir Bavul üniversiteden yeni mezun olmuş ve uzak bir Kürt köyüne atanmış Türk öğretmenin bir yılını, onun okula yeni başlayan ve Türkçe bilmeyen çocuklarla yaşadıklarını anlatır. Bir yıl boyunca öğretmenin farklı bir topluluk ve kültür içindeki yalnızlığına, çocuklar ve köylülerle yaşadığı iletişim problemine, çocuklardaki değişime tanık oluruz. Bu süreç boyunca öğretmen ve çocuklar birbirlerini yavaş yavaş tanımaya ve anlamaya başlarlar.

Birlikte

Alevilerin ve Sünnilerin bir arada yaşadığı bir köy üzerinden toplumsal ayrışmaya bir cevap bulma yolculuğudur. Hasan Dede köyün tarihini anlatırken aslında Türkiye'deki inançlara gösterilen saygının azaldığına işaret eder. Köylüler birlikte yaşamaktan mutlu olduğunu söylese de tarih boyunca bu mutluluğun giderek azaldığı Hasan Dede'nin anlattıklarından anlaşılır.

  • 2006
  • 36 dakika

  • Belgesel

Sancı

Bu belgesel film ölüm oruçları üzerinedir. Türkiye'de 1996 yılında yaşanan ve 69 gün süren ilk ölüm orucu 12 kişinin ölümüyle sona erdi. Bu ölüm orucu politik mahkumların F tipi denilen hücre hapishanelerinin açılmasına karşı gerçekleşti ve devletin geri adım atması üzerine sona erdi.

Ancak 2000 yılında F tipi cezaevleri yeniden gündeme getirildiğinde ölüm orucu yeniden başladı. Bunun üzerine devlet 19 Aralık 2000 yılında cezaevlerine operasyon düzenleyerek politik mahkumları zorla F tipi cezaevlerine naklet. Ancak ölüm orucu eylemi hala sürmektedir.

Belgesel cezaeviyle ilgili üç hikayeyi bir araya getirir:
Özçelik Ailesinin iki oğlu da F tipi cezaevindedir. Aynı hücrede kalan Savaş ve Barış 1996'daki ölüm orucuna katılmış ve ölümden dönmüştür. Anne ve baba onların yeniden ölüm orucuna katılmasından endişe duymaktadır.

Ali Yalçın, 1996 yılındaki ölüm orucundan büyük hasarlar alarak çıkmıştır. Eğer ölüm orucu 69. günde bitmeseydi, Ali Yalçın belki hayatta olmayacaktı. Ölüm Orucu yüzünden açlığa bağlı olarak gelişen Wernike-Korsakof hastalığı onun beyninde kalıcı hasarlar bırakmıştır. Oğluyla birlikte ablasının yanında kalan Ali Yalçın ilaç tedavisini de reddetmektedir.

Yusuf ise ölüm orucunun 330. gününde Ankara'da ölür. Annesi ve kardeşi onu memleketine götürmek için Ankara'dadır. Yusuf'un cenazesi İskenderun'a ulaşır ve ölüm orucunun insan bedeninde nelere yol açtığı filmin son noktasıdır.

Ölüm orucu 2006 yılının aralık ayında hala sürmektedir. 123 kişi bu yüzden hayatını kaybetmiştir. Devlet tutukluların taleplerine karşı duyarsızlığını sürdürmektedir.

  • 2004
  • 46 dakika

  • Belgesel

Anneler ve Çocuklar

Çocuklarının yanından ayrılmak istemediği için İstanbul'da kalmak isteyen yaşlı bir kadın ve köyüne dönmek isteyen kocası... Adam ancak köyünde mutludur kadın ise çocuklarının yanında. Kadın köye gittiğinde hep çocuklarının özlemiyle yaşar. Kocasını İstanbul'da kalmaya ikna etmeye çalışan kadın, köye gitmek zorunda kalınca da çocukları telefon ettiğinde, onları köye gelmeye ikna etmeye çalışır. Gündelik yaşamları durağanlık içindedir. Etraflarındaki birkaç yaşlı çift için de durum aynıdır. Kadın için telefon bir mutluluk kaynağıdır.

- 27. Cinema du reel Belgesel Film Festivali Yarışma Filmi, 2005
- 1. Docusur Belgesel Film Festivali Yarışma Filmi
- 5. Altın Safran Belgesel Film Festivali Mansiyon Ödülü
- 17. Ankara Uluslararası Film Festivali, Belgesel Bölümü Yarışma Filmi
- 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Belgesel Bölümü Yarışma Filmi

  • 2004
  • 28 dakika
  • Belgesel

Hayaller Birer Kırık Ayna

Doğan ailesinin büyük oğlu Coşkun, üniversite 2. sınıftayken politik görüşleri nedeniyle tutuklanır ve 9,5 yıl cezaevinde kalır. Coşkun'un cezavine girmesiyle, Doğan ailesinin hayatındaki parçalanma ve değişim başlar. Bütün hayaller kırılmıştır. Günlük yaşmaları içinde geçmişe dönüp bakan aile bireyleri için tek sevinç kaynağı Coşkun'un köye gelmesi, ailesiyle yeniden buluşmasıdır.

- 14. Ankara Uluslararası Film Festivali Belgesel Film Yarışması Amatör Dalı birincilik ödülü, 2002
- IDFA - 15. Uluslararası Belgesel Film Festivali, İlk Görünüş bölümü finalisti, Amsterdam, Hollanda, 2002
- 24. Cinema du Reel Etnografik ve Sosyolojik Filmler Festivali finalisti, 2002
- 44. Uluslararası Leipzig Belgesel ve Kurmaca Film Yarışması finalisti, 2001
- Uluslararası Üç Kıta Belgesel Film Festivali, Buenos Aires, Arjantin, 2002
- Maltepe Üniversitesi 2. Üniversitelerarası Öğrenci Yarışması, Belgesel Dalı ikincilik ödülü, 2002

  • 2001
  • 32 dakika
  • Belgesel